Ne yapacağım belli olmaz,bugün varım yarın birden yok olurum…
DOKUNMA BANA
Kapanmamış yaralarla doluyum,canımı acıtma bi yara da sen açma…
SEVME BENİ
Yoğun duygularımda kaybolursun,tutuştururum…
İSTEME BENİ
Yasaklarla boğuşursun,engellerle doluyum…
ÇÖZMEYE ÇALIŞMA SAKIN
Seninle karışır iyice kördüğüm olurum…
ANLAMA BENİ
Ben kendimi anlarım,ben böyle mutluyum…
AŞKI YAŞATMAMI İSTEME ASLA
Ben aşka yıllardır inanmıyorum…
GÜVENİYORSAN KENDİNE
İnandır beni aşkın varlığına sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki,VAZGEÇEMEZSİN,TUTKUN OLURUM…
*****************************
1 ' Anda GiriCeK HaYaTıMa
2 ' De Bir DuSuvERiceK aKLıma
3' GunLuK DuNYaDa TeK ZevKım O OLacAk
4' DortLuk GeceCeK ZaMaNım OnLa
5' VaKıt NamaZ GıBı OLacAk BaGLILıGım
6' UsTu BıR InSaN oLaCak AsLInDa
7' CıHanDa oLMıCak OnDa OLan
8' KoSe OLuCaM OnLa KoNuSurKen
9' DoGuruCam GoRemeYiP KoNuSaMıYıNCa
10' U cOK SeVicem
Uzaklaş; Yoksa sana dokunurum, Yoksa yasak tanımam, Günahkâr olurum, günahım olursun,
Kaç, görme, Görürsen hatırlama, Hatırlarsan ağlama.
Gelme. Yoksa sana dokunurum, Dudaklarına konarım Gözlerini esir alırım Kölem olursun, Gecelerce kölen olurum, Didik didik ederim hayatını, Benden başkasına yaşatmam seni, Tarihini vururum, anılarını asarım, Yüreğine saplarım kendimi Bedeninde yatıya kalırım.
Teninde beklerim geleceğimi
Yaklaşma; Seni alırım, Senin olurum, Özgürlüğüm yoldaş olur yanına, Sensiz düşüncelerim toprak olur, Taparım sana, yatağına tapınak derim, Yüzünde güneşler beklerim,Gitmezsen sana dokunurum Sahiplenirim seni, Sana aşkı yaşatırım, Daha küçük aşklara katlanamazsın.
Benimle ölürsün...
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lafımı,
Ne şekilde gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Laf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı...
Hayır!
Dirime selam vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni!
Ve bende seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı asla kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm,
Ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
Ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem,ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam,
Ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edeceksen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır,
Kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem,
Ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok,
Korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden,
Ama,
Gitmeye dayanırsam bir gün,
Sen de karşımda sert olma!
DOST MUSUN?
Öyleyse,
Canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!
Sarhoş bir mızıka melodisi çınlamakta parmak uçlarımda.
Rengarenk bir cıvıltıyla süzülüyor her bir kar tanesi.
Bu gelinlik zarafetindeki ipeksi aydınlık gözlerimi kamaştırıyor.
Göz yaşlarım eşlik ediyor bu kutsal senfoniye.
Müzik sussun istemiyorum…
Duygu karmaşası benliğinde sol anahtarı olsam da bu gece,artık ruhunu hissetmeyen bir bedenin yıpranmış cümleleri bunlar.Mürekkebi tükenmiş,Özünde ki boşluğu hazlarda arayan,
Hissederek sarılmayı,titreyerek öpüşmeyi çoktan unutmuş,kalbiyle sevişemeyecek kadar parçalanmış ve yapayalnız bir bedenin cümleleri.
Böyle yaratılmadım ben…
Şimdi gözlerimi yumuyor ve derinlerime iniyorum.Çok çok öncelere kayıyor zihnim,bir zaman tünelinde çalkalanıyor düşünceler ve isimleri,tenleri,tam hatırlamaya yetmese de bu kısacık karanlık;kendimi hatırlatıyor bana.Aşk için doğduğumu düşündüğüm günleri…
Bulutlarda gezindiğim aşklarımı,gurur için parçalanarak ve susarak terk edilişleri mi.
Kutsanırmışçasına aldatılışlarımı ve gözyaşı dolu satırlarla terk edişlerimi.Aşk için yaratılmak…O kadar komik geliyor ki şimdi...Bu kısacık film şeridi daha da karmaşıklaştırıyor ruhumu.Bir parçam daha kopup gidiyor,karışıyor kar tanelerine. Aşklarımı hafızamda ve zihinde bile yaşayamamak,adeta can çekişmek…
Gözlerimi açıyorum şimdi,derin bir nefes alıyorum.O kadar özledim ki özlemeyi…
Ve tek yaşadığım duygu hissedememek…Adeta adım adım ölmek…
Böyle doğmadım ben…
Hatırlamak isterdim her tende kayboluşumu,mutlu ve kederli anları
Bir gül almak isterdim eski aşklarıma,teşekkür kartı konulmuş.
Üzülmek,ağlamak,isterdim terk edenler için sırılsıklam ama kar tanelerine armağan ettiğim göz yaşlarım suskun şimdi.Terle karışmış bedenlerin sıcaklığında buharlaşmış tüm duygularım.Sere serpe,cesurca yürürken kendi karanlığımda,eskiden yüreğime kazıdığımı sandığım aşk tabelalarının izlerini bile bulamıyorum artık.
Yakışmıyor da artık adım aşka,biliyorum…
Bu yüzden hak etmiyorum artık aşktan yazmaya.
Yaşamadığım sürece Yazmayacağımda zaten…
Böyle olmayı istemedim ben…
Ve daha büyümeden,derinlerimi hissetmeye çalışmaktan sıkılmışken,açık yüreklilikle birkaç itirafımı ve kaybolduğum soruları paylaşabilirim sizinle..
Hissedememek nedir düşündünüz mü hiç?
Hissedememeyi yaşadınız mı daha önce?
Bağlı olmayı beceremedim hiç,hep daha fazlasını istedim,hoyratça harcadım aşk kokan bedenleri,harcandım…Kullandım masum gülümsemeleri,kullanıldım rengarenk günahlarla…Peki ya siz ne kadar yakışıyorsunuz yaşarken mantığınızı yitirdiğiniz,bittiğinde lanet ettiğiniz,uzak durmak için yeminler ettiğiniz yüce duygu olan aşka karşı?Ne kadar layıksınız sizden birkaç anlamlı söz duymak,birazcık şımartılmak isteyen sevgilinize yada soğuk bir terk edilişe ne kadar hazırsınız ?
Duygularınızı ucuz bedenler arasında kaybettiğiniz olmadı mı hiç?
Egolarınızı okşayıp,kalbinizi acıtan yassı öpücüklerden tatmadınız mı hala?
Arınmak için günahlarla yıkandığınız bedenlerle sevişmediniz mi?
O zaman sanırım benden çok daha şanslısınız…Şanslısınız çünkü
Giden bir sevgilinin duygusal bir şarkıda içimizi yakan kekremsi sancıları hissetmişizdir az çok,tebessümlerini hatırladıkça içimize gelen titremeleri yaşamışızdır,en yakın arkadaşından bile kıskanıp içimizi tırmalayan fakat ondan sakladığımız kıskançlık nöbetlerini yaşadı muhtemelen çoğumuz,”Bir gün giderse ben nasıl toparlanırım?”dedik çoğu zaman ama yinede gitmesi hiç umurumuzda değilmiş gibi davrandık belki de…Sarılıp kulağa fısıldanan sıcacık bir “çok özledim” kelimesi hatırlandıkça,yastığımızı korkak damlacıklarla ıslattığımız anları kendimizden bile gizledik zayıf olduğumuzu anlamayalım diye yada pişmanlık duyduk kendimizden bazen…Bunlar az çok gördüğümüz,duyduğumuz,yaşadığımız şeyler belki de..Maskelerle yaşıyoruz çoğumuz.Kendimizi en yakınımızdan bile saklıyoruz,hatta bazan kendimizden bile.Belki de mutluyuz.Ama maskelere ihtiyaç duymayan,kendileri olmaktan korkmayan insanlarında olduğunu hatırlatmak için birkaç soru daha sorabilirim.Hanginiz bir sabah uyandığında giden bir sevgiliye üzülemediği,ağlayamadığı,özleyemediği için kederlendi acaba? Kaç kişi ciğerlerine kadar çektiği bir parfüm kokusunda hangi bedenin olduğunu hatırlamaya bile çalışmayacak kadar köreldi?Kaçımız kaybetmeyi,pişman olmayı,terk edilmeyi göze alarak aldattığını açıklayabilir karşısındakine gözlerine bakarak cesurca?Yoksa hiç acımadı mı bu kadar canınız?O zaman ayrılıkları,terk edilişleri,aldatılışları bir kaybediş gibi değil tebessümlerle ve mutlu anıları düşünüp özleyin derim ben,özlem duygusunun yakıcılığının tadını çıkarın,bırakın parçalansın kalbiniz,yağmalanın biten bir aşkın gölgesinde,göz yaşlarınızın tuzu dağlasın içinizi...Yarım kalanın sadece siz olmadığınızı düşünün.”Keşke”ler ile harcamayın vaktinizi.Yumun gözlerinizi ve hissetmenin tadına varın...
O Sarhoş mızıka melodisi hala çınlıyor parmak uçlarımda
Kar taneleri çoktan bu karanlık kenti şeffaf bir örtüyle kapladı
Kendimle yüzleşmenin ferahlığı var sanki kanatlarımda
Güneş;sabah ezanı ve kızıl bir gülümsemeyle karışık sızdı kelimelerime
Yaktım tüm maskelerimi ölü aşkların korlarıyla
Parçalanacak daha neyim kaldı ki bu puslu gece?
Artık ruhunu hissetmeyen bir bedenin yıpranmış cümleleri bunlar…
Hissederek sarılmayı,titreyerek öpüşmeyi çoktan unutmuş,kalbiyle sevişemeyecek kadar parçalanmış ve yapayalnız bir bedenin cümleleri…
Göz göre göre terk ediyorum belki de kendimi
Ve bu beden hala diyor ki siz terk etmeyin kendinizi…Aşkın kimyasında olan terk ediliş,aldatılış,acı,özlem,keder,gözyaşı,için bile şükredin ve aşk damarlarınızdan girdiğinde maskesiz,yalansız,delidolu yaşayın bence...Ve bittiğinde bırakın zehirli düşünceleri ve intikam planlarını yoksa bir gün aşk tadını damağınızda bırakıp kaçarak yada arkasından ağlatarak değil,sizi kendinden mahrum bırakıp,terk ederek alır bir gün intikamını…
Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiçbir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen
Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karatma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri
Bir arkadaş evinde uğrarız yolüstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun
Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekşe sesi
Belki yeniden güzelleştiririz
adları değiştirilen parkları
perdeleri hiç açılmayan evlerde
ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
kendi sesini kemiren alanlar
Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın
Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
sarmaşıklar fısıldaşsın yine
Gidersek birlikte gideriz
yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen